Dünyanın Suları · Katman 2

Dünya Mavi Ama Neden Susuzuz?

Dünyadaki suyun dağılımı ve göründüğünden daha kırılgan bir gerçek.

Uzaydan Dünya'ya bakan biri, ona büyük ihtimalle aynı ismi verirdi:

Su Gezegeni.

Çünkü Dünya'nın yaklaşık %71'i suyla kaplıdır.

  • Okyanuslar…
  • Denizler…
  • Buzullar…
  • Nehirler…
  • Bulutlar…
  • Hatta bedenlerimiz.

Mavi gezegen dediğimiz bu dünyada su her yerdeymiş gibi görünür. Fakat işin ilginç tarafı şu:

Dünya'da çok su var, ama ulaşılabilir ve içilebilir temiz su şaşırtıcı derecede azdır.

İlk duyduğunuzda insanı durduran bir gerçek bu.

Bir gezegen düşünün: her tarafı suyla çevrili.

Ama yine de milyonlarca insan temiz suya ulaşmakta zorlanıyor.

Peki nasıl?

Cevap, suyun Dünya üzerindeki dağılımında saklı.

Dünya'daki Tüm Sular Aynı Değil

Gözümüzle gördüğümüz her suyu "kullanılabilir" sanma eğilimindeyiz. Ama bilimsel açıdan bakıldığında Dünya'daki su iki büyük kategoriye ayrılır.

1. Tuzlu Su

Dünya'daki suyun yaklaşık %97'si tuzlu sudur. Bu suyun büyük kısmı okyanuslarda bulunur. Denizlere baktığımızda sonsuz gibi görünen o dev su kütleleri, doğrudan içilebilir değildir.

Neden?

Çünkü yüksek miktarda çözünmüş tuz içerirler. İnsan bedeni bu yoğun tuzluluğu işleyemez. Hatta deniz suyu içmek susuzluğu gidermek yerine artırabilir.

Bir bakıma: Dünya'daki suyun büyük kısmı gözümüzün önündedir ama elimizin altında değildir.

Sonsuz gibi görünen tuzlu okyanus
Gözümüzün önündeki dev su kütleleri — ama elimizin altında değil.

Peki Tatlı Su Ne Kadar?

Şimdi geriye kalan %3'lük kısma gelelim. İçilebilir su dediğimiz sistem esasen burada başlar. Fakat şaşırtıcı gerçek şudur: bu %3'ün tamamı da kolay ulaşılabilir değildir.

Tatlı suyun büyük bölümü:

  • Kutup buzullarında
  • Dağ buzlarında
  • Derin yer altı rezervlerinde bulunur.

Yani erişilebilir değildir.

Bilim insanlarının hesaplarına göre, insanların günlük kullanımına doğrudan ulaşabildiği tatlı su miktarı:

Dünya'daki toplam suyun yaklaşık %1'inden bile azdır.

Bir an durup bunu düşünelim.

Bir bardak suyu temsil eden Dünya'da… insanlığın gerçekten ulaşabildiği su, belki sadece birkaç damla kadar.

Bu, insanın suya bakışını değiştirebilecek bir oran.

Kutup buzulları ve kristal eriyik su
Tatlı suyun büyük bölümü buzullarda kilitli — kırılgan bir hazine.

Göller, Nehirler ve Görünen Yanılsama

Bir göl gördüğümüzde büyük hissederiz. Bir nehir gördüğümüzde güçlü hissederiz. Oysa gezegen ölçeğinde düşündüğümüzde, nehirlerde ve göllerde bulunan tatlı su miktarı oldukça küçüktür.

Üstelik bu su sürekli hareket hâlindedir.

  • Buharlaşır.
  • Buluta dönüşür.
  • Yağmur olur.
  • Yer altına iner.
  • Yeniden yüzeye çıkar.

Yani aslında biz aynı suyu tekrar tekrar kullanıyoruz.

Belki de bugün içtiğiniz su… yüzlerce yıl önce başka bir kıtada yağmurdu. Bir buz parçasıydı. Bir ağacın köklerinde dolaşıyordu. Ya da bir hayvanın bedenindeydi.

Su sabit değil. Sürekli yolculuk eden bir misafir.

Su Bitiyor mu?

Bu soru önemli. Ve cevap biraz dikkat istiyor.

Bilimsel olarak: Dünya'daki toplam su büyük ölçüde kaybolmuyor. Fakat mesele suyun varlığı değil. Ulaşılabilir, temiz ve dengeli dağılan suyun azalması.

  • İklim değişikliği…
  • Aşırı tüketim…
  • Yer altı sularının hızlı çekilmesi…
  • Kirlilik…

Bütün bunlar kullanılabilir tatlı suyu baskı altına alıyor.

Başka bir ifadeyle: Dünya susuz kalmıyor. Ama insanlar erişilebilir su konusunda zorlanabiliyor.

Bu ayrımı anlamak önemli.

İnsan ve Su: İlginç Bir Benzerlik

Bir nehrin damar gibi uzanan kollarıyla insan dolaşım sistemi benzeşmesi
Damarlarımız nehirleri andırır — içimizde de bir coğrafya kurar su.

Burada ilginç bir paralellik var.

Dünya'nın büyük kısmı su. İnsan bedeninin de büyük kısmı su.

Bir yetişkin insan vücudunun yaklaşık %55–70'i sudur.

Yani bir anlamda: İnsan, küçük ölçekte bir Dünya gibidir.

  • Damarlarımız nehirleri andırır.
  • Hücrelerimiz sıvı içinde yaşar.
  • Bedenimiz sürekli bir iç dolaşım sistemiyle çalışır.

Belki de bu yüzden su yalnızca dışımızda değil; içimizde de bir coğrafya kurar.

Belki Sorulması Gereken Soru Şudur

Karanlık bir arka planda musluktan düşmek üzere olan tek bir su damlası
Musluğu açar, su akar — ve bunu sıradan kabul ederiz.

Bir gezegen düşünün: yüzeyi suyla kaplı. Ama yaşanabilirlik, yalnızca çok küçük bir kısmın hassas dengesi sayesinde mümkün.

Bu tesadüf mü?

Yoksa bize bir şeyi fark ettirmeye çalışan kırılgan bir düzen mi?

Belki de suyun azlığı değil… kıymetini unutmuş olmamız büyük mesele.

Çünkü insan çoğu zaman bol gördüğü şeyi değersiz sanır. Musluğu açar. Su akar. Ve bunu sıradan kabul eder.

Bir bardak temiz su, sandığımız kadar sıradan değil.

Düşünmek İçin Bir Soru

Bugün içtiğiniz bir bardak suyun, Dünya üzerindeki erişilebilir tatlı suyun ne kadar küçük bir kısmından geldiğini hiç düşündünüz mü?

Ve daha önemlisi:

Kolay ulaştığımız şeylerin kıymetini, çoğu zaman neden geç fark ediyoruz?

Tefekküre davet

Göklerden gelen rahmet

Bilimin gösterdiği bu kırılgan denge, kalbe dokunan başka bir hikâyenin de kapısını aralar. Tefekkür kapısından girelim.

✨ Göklerden gelen rahmet →

Kişisel öneri

Evimizde güvenle kullandığımız su filitresi.

← Dünyanın sularına dön