İnanç ve tefekkür · 1
Âlem içinde âlem
Bir damla farkındalık — atomdan damlaya, damladan galaksiye.
Atomdan damlaya ve galaksiye: insanın kendini hatırlama yolculuğu.
Bir damla suda böylesi devasa bir evrenin olduğunu idrak ettiğimde, bir kez daha kâinatın sonsuz bir sır olduğunu fark ettim.
Şöyle bir düşünsenize; avucumuzun içine düşen küçücük bir damla…
Şeffaf, sessiz, sıradan görünen bir su tanesi. Önemsenmeyecek kadar küçük. İşte insanoğlu, bakıyor ama görmüyor, görüyor fakat idrak etmiyor ve her şeyi sıradan gördüğü için değer vermiyor. Oysaki bir bilseydi o küçük dediği şeylerin arkasında ne kadar büyük ve hiç durmadan düzenli çalışan bir sistem olduğunu, belki de dünyamıza ve çevremize daha itinalı ve daha saygılı davranırdı.

O küçük su damlasının içine doğru inmeye başladığımda gördüm ki, o küçücük damla aslında aklın sınırlarını zorlayan bir düzen taşıyor. Milyarlarca değil, trilyon kere trilyon molekül… Her biri görünmeyen bağlarla birbirine tutunmuş, kusursuz bir ahenk içinde hareket ediyor.
İster istemez aklıma şu soru geliyor:
Bir damlanın içinde böylesine büyük bir düzen varsa, daha kompleks yapıya sahip olan insan olarak kendimize neden bu kadar küçük muamelesi yapıyoruz?
Bir damlanın içinde saklı evren
Bir damla suyu büyütebildiğimizi hayal edelim.
- Önce moleküller görünür olurdu.
- Sonra atomlar…
- Ve daha da derine indikçe şaşırtıcı bir gerçekle karşılaşırdık: madde dediğimiz şeyin büyük kısmının aslında boşluklardan oluştuğunu görürdük.
Bir atomun merkezinde çekirdek vardır; çevresinde ise elektronların bulunduğu olağanüstü geniş bir alan. Şaşırtıcı olan şu: bir atomun büyük bölümü, sandığımız gibi dolu değildir. Bir anlamda görünmeyen bir düzen içinde “boşluk” hâkimdir.

Boşluk — hiçlik. Nedense bu kelime — Hiç — ve arkasındaki mânâyla son dönemlerde sürekli karşılaşıyorum. Gökyüzünde, yıldızlar enerjilerini parlatırken aradaki koskocaman karanlık — boşluk… İnsanın içindeki boşluk da acaba öyle midir? Parlayan fikirler, hayaller, inançlar ve aralarında bir boşluk, bir karanlık…
İnsan burada sormadan edemiyor:
- — Kâinat neden bu kadar boşlukla yaratıldı?
- — Acaba bize görünmeyene inanmayı öğretmek için mi?
- — Hayatımızın özü de çoğu zaman görünmeyende saklı değil mi?
Sevgi, merhamet, niyet, acı, hüzün, enerji, ruh, düşünceler… bütün bunlar görünmez. Ama hepsi hayatı ayakta tutar. Bunların etkisi hayatımızı şekillendirir, tıpkı atomları bir arada tutan görünmeyen kuvvetler gibi.
Ve Yaradan da görünmez; fakat onun etkisini ve varlığını her yerde, her şeyde hissedebiliyoruz. Ben buna inanıyorum ki tüm bu boşluklar Allah'la dolu ve bize sürekli apaçık ayetlerle biz insanları araştırmaya ve akletmeye teşvik ediyor.
“Biz her canlı şeyi sudan yarattık. Hâlâ inanmayacaklar mı?”
Ne kadar çarpıcı…
SU
Hücrelerin çalışması, besinlerin taşınması, bedenin dengesi… tüm canlılık suyla mümkün. Belki de su içmek, yalnızca susuzluğu gidermek değildir. Belki de her yudum, bize nereden geldiğimizi hatırlatıyor.
“Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün ardı ardına gelişinde akıl sahipleri için deliller vardır.”
Yukarıda sonsuzluk, aşağıda sonsuzluk
Teleskoplarla galaksilere, mikroskoplarla atomlara baktığımızda görüyoruz ki, ilginç biçimde her ikisi de insanı hayrete düşürüyor. Yukarı baktığımızda sonsuzluk, aşağı indiğimizde de sonsuzluk görüyoruz.

…ve ikisinin arasında duran insan hâlâ kendini ya çok büyük sanıyor ya da değersizleştiriyor. Oysa insan belki de büyüklüğünü boyutunda değil de, her varlıkta olduğu gibi mânâsında taşıyordur.
Bir damla sudan yaratıldığını unutan insan, egosunu ne kadar kolay merkeze koyabiliyor.
“İnsan, neden yaratıldığına bir baksın. Atılıp dökülen bir sudan yaratıldı.”
Bu ayetin amacı insanı küçültmek değil; bir damladan böylesi karmaşık bir varlık yaratan kudreti fark ettirmek.
Su molekülünün benzersizliği insanın yaşamasını mümkün kılıyor ve onun yapısı bile mikro küçüklükte olmasına rağmen devasa bir boyutta. Âlemdeki âlemler ne kadar sonsuz görünüyor değil mi? Bir çekirdeğin bir ormanı, bir damlanın bir hayatı ve bir insanın içinde bir âlem taşıması gibi.
Suya bakmak, kendine bakmaktır

Belki siz de bir bardak suyu elinize aldığınızda artık sadece su görmeyeceksiniz. Onun içinde bir düzen, bir hikmet, bir davet ve büyük bir evren göreceksiniz. Belki de Rabbimiz, bize en büyük hakikatleri en sıradan görünen şeylerle anlatıyor — bir su damlasıyla olduğu gibi.
Tefekkür notu
Bir sonraki su içişinizde acele etmeyin. Bir an durun ve düşünün:
Ben, içinde böylesine büyük bir düzen saklayan bir damlanın devamıysam… içimde daha ne kadar keşfedilmemiş bir evren olabilir?
